TEK KİŞİLİK BÜYÜK ORKESTRA NEŞET ERTAŞ
Hanife özel yazdı
Tarih: 26.9.2016 11:26:54
HANİFE ÖZEL

‘´Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez/  Gönülden gönüle gider yol gizli gizli." Dizelerinde  dediği  gibi,  işte  bizimkisi   öyle bir gönül  yolu  Neşet Usta  ile. Kalpten  kalbe  giden  görülmeyen  o  yolda öyle  bir  gönül  bağımız  var ki    Ustayla, ölümünün  dördüncü yıl dönümünde  bu  yazıyı  kaleme  almayı  kendime  bir  vefa  borcu  olarak görecek   ve   onu  unutturmamayı  kendime  bir  görev addecek  kadar.
Üniversite hayatına kadar hiç halk  müziği  dinlememiş ve sevmemiş, o  yaşıma kadar hiçbir zaman türkülere yakın hissetmemiş, hiçbir türküyü dinleyip hüzünlenerek  uzaklara  dalmamış biri  olarak; türkülerin,  yanık bozlakların sol yanıma dokunmasında ve yaşamımda  türkülerin  her  daim  önemli  bir  yere sahip  olmasında   onun  payının  çok  büyük  olduğunu  söylemeden geçemeyeceğim.
 Kalbimin  bam teli  olabilmesi  için, bütün doğrularımın yıkılması  için,  içten  ve  saf söyleyişle, bu coğrafyanın bağrı en yanık, gözünden yaş, gönlünden aşk eksik olmayan bu  garip adamın bir  türküsünü  dinlemem  gerekiyormuş.
Bana  yalan dünyayı  hatırlatan ustaya ait bir  türkü  duysam,  böyle  bir  sanatkârın  varlığından  geç   haberdar  olduğum   için  kendime hep kızarım. Bir insan müzikle ne kadar güzel anlatabilirse bir şeyi o da o kadar güzel anlatır çünkü.
Kendi    dizelerindeki  yalan  dünyaya   veda  etmeden  önce :   ´´Bana  öldü  demeyin, yoruldu  gitti.´´  deyin  demişti  büyük  usta.  Bu   dünyadan   yorulup  gitse  de,  gönül  dağı  şimdi  onsuz  olsa  da  türküler  garip  kalsa  da    gönül  sazı  hep    yüreğimizde  olacak.
 Onu   ölümsüzlüğe  taşıyan  şeyleri  burada  nasıl  anlatacağız, nasıl  sayacağız, nereden   başlayacağız?  
Sazıyla,  sözünü, sesiyle   yüreğini   bu  kadar  birleştirerek, hissettirmesine  mi?
Bin  yıllık  Anadolu  kültürüne  ve  türkülerine  bozlaklarıyla  can  ve   ses  vererek  yaşatmasına  mı ?
Bozkırların, Anadolu ´nun  acılarının, hüznünün, sevinçlerinin, hasretlerinin   avazı   olmasına mı ?
Âşıklık   geleneğin  son  halkası  olması  mı ?
Evrensel  bir  gönül   insanı  olmasına  mı ?
Abdallık  geleneğinin  son temsilcisi   olmasına mı ?
Sayısız   insanın  hayatında  mutlaka  içine  derinden   işleyen   bir  türküsünün   bulunmasına    mı ?
Âşık, çilekeş, garip  olmasına  mı ?
Onun  dilinde   bir  başka   olan  türküleri   yürekten  çalıp   yürekten  okumasına  mı ?
Mütevazi, sade, yapmacıksız  ve  samimi   kişiliğine  mi ?
Sadece   Kırşehir´in   değil  bu  memleketin  gururu  olmasına  mı ?
Sayısız  baş  yapıt  bırakmasına  mı ?
Tatlı  dilli, güler  yüzlü   olmasına   mı ?
Ses, söz, saz  ustası  olmasına  mı ?
………
Her insanın bir   Neşet Ertaş çağı vardır. O vakit gelince her bozlak, her boğaz titretmesi, her tezene dokunuşu  o  kişi  de   mutlaka  yankı  bulur.
Bu  yüzden  birçok insanın hayatının bir döneminde  mutlaka   Neşet  Ertaş  türküsünün  bulunduğuna  inanıyorum. Nasıl  bulunmasın  ki ? Hangimizin  diline  dolanmadı   ya  da  hangimiz   bir  zamanlar  bu  kadar anlam  yüklü  dizelerde  kendimizi  bulmadık  ki ? Ah  Yalan  Dünya, her dinlediğimde yüreğimde fırtınalar kopartan   Zahidem,  Gönül Dağı, Bir  Zamanlar  Cahildim Dünyanın  Rengine  Kandım, Mühür Gözlüm, Yazımı  Kışa  Çevirdin, Zülüf  Dökülmüş  Yüze, Evvelim  Sen  Oldun Ahirim  Sensin, Vay  Vay  Dünya, Mapushanelere  Güneş  Doğmuyor, Neredesin  Sen, Acem  Kızı,El Çek  Tabip, Dane  Dane  Benleri  Var, Gitme Bülbül…vs.   daha  bunlar  gibi   nice  efsaneleşmiş  türküleri  kalp  telimizi   titretip    ve  onu  bu  topraklarda    ölümsüz  kılmamış  mıdır ? Bu   bağlamda  bir  neslin  onun   türküleriyle  büyüdüğünü ve  en  az  üç  nesle  de  kendisini  sevdirmiş  olduğunu  söyleyebiliriz. O   bu   toprağın   insanının  her  daim   özü, sesi  ve  gönül  zenginliği  olmuştur.
Türk  Halk  müziğinde  bir  ekol  olarak  kabul  edilen Neşet  ustanın en  sevdiğim  yanlarından  biri  de:
 ‘´Mevlam ayrılık vermesin göğde uçan kuşa leylam,
 Bilirim sevdiğim kusurun yoğdu,
Göynüm hep  seni  arıyor  neredesin  sen? 
Bilmiyom yar suçlarımı,
 Yolma gayrı,
Gaşların gara gara da amanın Leyla Leyla,
Datlı dillim, güler yüzlüm, e ceylan gözlüm
Göynüm hep seni arıyor, niredesin sen ?´´
 Gibi türkülerinde bile  şivesini bozmamış olmasıdır. Kullandığı kelimeleri, şivesi, benzetmeleri ve yakıştırmaları adeta Türkçe´nin tarih içinde yolculuğunun özeti gibidir.
 Usta  bütün eserlerinde  Türk halk edebiyatı nazım biçimi olan türküyü kurallarına uygun olarak esastan bozmadan hece ölçüsü ile kullanmaktadır.
Bağlamasının akoru kendine has olan( gergin bir  bağlama  akortlama)  ses ve akor uyumu nedeniyle eserlerini başkalarının asla kendisi gibi yorumlayamadığı dünyanın tek ozanıdır. 
 Bayram Bilge Tokel: “Neşet  Ertaş, herkes gibi çalıp söyleyen sıradan bir sanatçı değil. Türküyü bağlamaya, bağlamayı türküye bu kadar yakınlaştıran ve yakıştıran, adeta biribirlerinin içinde eritip yok eden ikinci bir sanatçı bulmak sanıldığı kadar da kolay değil. Bu işe mektebi, medresesi, oturmuş gelenekleri ve hala doğru dürüst eğitim ve öğretim metodu dahi olmayan bir sanat için oldukça önemli olsa gerek. Böyle bir süreçte bir bakıma en iyi okul da en iyi hoca da sanatçının (mahalli sanatçı, kaynak kişi, yöre sanatçısı vb.) bizatihi kendisidir. Neşet   Ertaş´ın, geleneksel musikimizin ikinci ana damarını oluşturan klasik musiki geleneği içerisinde  Saadettin  Kaynak´la, özellikle taşıdıkları misyon itibarıyla pek çok ortak yönünün olduğunu düşünüyorum.” Erol  Parlak ise: “Bana göre  Neşet Ertaş´ın tınısı hala aşılamamıştır. Çoğu ustanın tınısı, tavrı ve tekniği taklit edilmesine ve hatta aşılabilmesine rağmen  Neşet  Ertaş´ınki henüz algılanabilme safhasındadır. ‘´
Neşet  Ertaş denince aklıma gelen üç  anekdot  var, burada  da hatırlatmanın  tam  sırası:
Sevdaya başka bir boyut kazandırmış olan  Neşet  Usta´ ya 
İlk ne zaman aşık oldun? diye soruldu.
- 13 yaşımda, Yozgat´taydık, mahallenin kızıydı, ona bir türkü havalandırdıydım.
Kızın adını söyledi, sonra da pişman oldu.
-Yazman gurban oluyum, sevda sırrınan olur.
Dedi.
Sevgiyi  yücelterek, sevda sırrınan olur, diyebilmeyi başarmış o ince ruha sahip kaç  kişi  var  ki  şu  dünyada ? 
Merhum ustanın, nasıl bir vefa ve gönül adamı olduğuna dair  şu  anekdotu da  hatırlatalım: 
Kırşehir belediyesi, Neşet  Ertaş´ın heykelini yaptırmak istemiş, bunun için de, gene bir rahmetli usta Tankut  Öktem´e başvurmuş. Neşet  Usta, Tankut hocanın Kumla´daki atölyesine geldiğinde şöyle bir ricada bulunmuş: 
"Beni yapmayınız efendim, rahmetli babamı yapınız. Zira benim tüm sanatım babamdandır."
Bunun üzerine Tankut hoca da dahiyâne bir fikirle, "Öyleyse sizi de yanına çocuk olarak yapalım" demiş ve ortaya, halen  Kırşehir, Terme caddesinde  bulunan  o güzel heykel çıkmıştır.
Babası  Muharrem  Ertaş da çok önemli bir halk ozanıdır. Ozanlığın bütün inceliklerini öğreten de odur.
Kendi ifadesi ile bunu şu şekilde ifade eder:  "Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız.´´
Yine  ustayla  yapılan  bir  röportajda:
Neden yeni yapılan türküler, sizinkiler kadar kalıcı olamıyor?  Neşet  Ertaş: Biz çekmediğimiz derdin türküsünü yakmayız gızım.
Şu garip halimizden bilen ender insanlardan biriydi. Hem  Leyla olmuştu  hem Mecnun  ama  hep yanmıştı  hep yanmıştı. 
Her duyguya tercüman olmayı başarmış büyük üstad, her türden, her ideolojiden, her tipten kılıktan, memleketin her bir köşesinden adamı kucaklayabilmiştir. Anadolu´nun ta kendisidir. Onu tanımamak  Anadolu´yu tanımamaktır. Türkülerini söylerken öyle bir yaşar ve öyle yaşatır ki o türkünün yazılmasına sebep olanları onunla beraber ağlarsınız; onun için, onun çektiği acı için üzülüp yüreğinizde hissedersiniz onun hissettiği sızıyı. Her bir şarkısında yaşanmışlığın nefesini duyarsınız. Söylediği her türkü başka bir türkü olur.  Ondan önce ´´türkü´´ dür  ondan sonra  ´´Neşet  Ertaş türküsü´´ olmuştur.
Bir sanatçı için çok okumak, çok yaşamak, çok biriktirmek   gerekli midir bilmem ama çok anlamanın ve çok anlatabilmenin bir lütuf olduğunu düşünürüm hep.
Mesela  Aşık  Veysel gözleriyle göremeden, gören gözlere neler anlatmıştır. Merakım  şu  ki;  bu kadar yüreğe dokunabilmek için kaç kitap okumalı, kaç hayat yaşamalı, kaç yola çıkılmalı, kaç acıdan geçilmeli, kaç sevdaya düşülmeli, evveli ahiri mi bilmeli?
"Nerde bir türkü söyleyen görürsen korkma, otur yanına. Kötü insanların türküleri yoktur." Diyor  ya  büyük  usta, ruhuna Neşet  Ertaş  değmiş insan  da iyidir. 
Konserlerinde  insanına saygısından ceketinin önü ilikli çıkıp, "saygısızlık olmasın, ceketimi çıkartabilir miyim" diye izin isteyen naif yürekli insandan  çok şey öğrendik.
İnsanın yazdıkça yazası geliyor  ama "Onca yoksulluk varken tertemiz aşklar yaşandıysa bunda  Neşet  Ertaş´ın payı var." Diyen Murat  Menteş, söylenebilecek ne varsa demiştir zaten.
Hülasa-i kelam  Yaşar  Kemal´in " bozkırın tezenesi " olarak adlandırdığı eşşiz  Türk halk ozanı  olan  Neşet  Ertaş´ın  öleli (  25 Eylül 2012)  4  sene  olduğuna  inanmak  çok  zor. 
Unutmadık, unutamadık… Neşet  Ertaş  yazdık, neşe, dert, aşk diye okuduk.
Yazımızı  74  yıllık hikayelerle dolu hayatını  anlattığı  kendi  dilinden   bir şiirle  bitirelim.                                                                                  
Bin dokuzyüz otuzsekiz cihana
Kırtıllar köyünde geldin dediler
Babama Muharrem anama Döne
Dediysen Ata´yı bildin dediler

Dizinde sızıydı anamın derdi
Tokacı saz yaptı elime verdi
Yeni bitirmiştim üç ile dördü
Baban gibi sazcı oldun dediler

O zaman babamdan öğrendim sazı
Engin gönül ile Hakk´a niyazı
O yaşımda yaktı bir ahu gözü
Mecnun gibi çölde kaldın dediler

Zalım kader devranını dönderdi
Tuttu bizi İbikli´ye gönderdi
Babam saz çalarken bana zil verdi
Oynadım meydanda köçek dediler

Anam Döne İbikli´de ölünce
Tam beş tane öksüz yetim kalınca
Beşimiz de  hep  perişan olunca
Babamgile burdan göçek dediler

Yürüdü göçümüz Tefleğe doğru
Bu hali görenin yanıyor bağrı
Üç aylık çoçuğun çekilmez kahrı
Bunlara bir ana bulun dediler

Yozgat´ın Kırıksoku Köyü´ne vardık
Bize ana yok mu diyerek sorduk
Adı Arzu dediler bir ana bulduk
İşte bu anadır buldun dediler

En küçük kardaşı kayıp eyledik
Onun için gizli gizli ağladık
Üstelik babamı asker eyledik
Yine öksüz yetim kaldın dediler

Zalım kader tebdilimi şaşırttı
Heybe verdi dalımıza devşirtti
Yardım etti Yerköy´üne göçürttü
Biraz da burada kalın dediler

Yerköy´den Kırıkkale´ye geldik
Babam saz çalarken biz çümbüş aldık
Kırşehir´e varınca kemanı çaldık
Aferin arkadaş çaldın dediler

Yarin aşkı ile arttı hep derdim
Babamı bir yere dünür gönderdim
Başlık çok istemişler haberin aldım
İstemiyor yarin seni dediler

Kırşehir´de yedi sene kalınca
Düğün düzgün hepsi bize gelince
Burada herkese yer daralınca
Ankara´ya gider yolun dediler

Ankara´da (sünnetçi) Veysel Usta´yı buldum
Epeyce eğleştim evinde kaldım 
Yüz lirayı verip bir yatak aldım
Etti isen böyle buldun dediler

Bir ev kiraladım münasip yerde
Kaldı kavim kardaş hep Kırşehir´de
Bu aşk hançerini vurdu derinde
Çaresini bulamazsan ölün dediler

Yarin aşkı ile döndüm şaşkına
Arada içerdim yarin aşkına
Canan acımaz mı garip dostuna
Buna da içeriye alın dediler.  

Anahtar Kelimeler: KİŞİLİK, BÜYÜK, ORKESTRA, NEŞET, ERTAŞ
Yazarın Diğer Yazıları
BU TARZ BENİM DEĞİL (01 Mayıs 2016 - Pazar)
95.YIL OKU VE KORKMA (16 Mart 2016 - Çarşamba)
YÜZE DOST KALPTE DÜŞMAN (25 Eylül 2015 - Cuma)
Benim Adım Sonbahar (15 Eylül 2015 - Salı)
YOK OLMANIN VAR OLMA SAVAŞI ÇANAKKALE (07 Eylül 2015 - Pazartesi)
VAKİT DOĞU TÜRKİSTAN İÇİN DUA VAKTİ (29 Ağustos 2015 - Cumartesi)
KAPLUMBAĞA TERBİYECİSİ EFSANESİ (22 Ağustos 2015 - Cumartesi)
ÜÇ ŞEMSTEN BİRİ ŞEMS-İ SİVÂSÎ (14 Ağustos 2015 - Cuma)
DEMLİKTEN SÜZÜLEN MUHABBET (06 Ağustos 2015 - Perşembe)
BU DA GEÇER YA HU (30 Temmuz 2015 - Perşembe)
Sayfa:
BİZE ULAŞIN

/resimler/2015-3/27/0254390353074.jpg

Erzurum Hava Durumu
Bugün
Fırtına
19°
Pazar
Parçalı bulutlu
23°
Pazartesi
Güneşli
23°
Salı
Güneşli
25°
Erzurum için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:43 07:28 12:27 14:51 17:09 18:41
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar