Tarih: 13.10.2014 00:02

Karadayı Mağdurlarını İlgilendiren Haber

Facebook Twitter Linked-in

TÜKODER HUKUK DANIŞMANI   Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER)  Erzurum Şubesi Hukuk Danışmanı Avukat Erhan Topcu, Erzurum?da konut almak isterken, mağdur duruma düşen tüketicilere önerilerde bulundu. Topcu, Erzurum?da bir inşaat şirketinin  yüzlerce kişiyi mağdur ettiğini bu konuda derneğe başvuru sayısının her geçen gün arttığını belirterek şunları söyledi: ?? Son yıllarda, konut-emlak sektöründeki değişim ve dönüşüm ile birlikte; pazarlama-reklam konusunda uzman profesyonel firmalar aracılığıyla ?proje aşamasında? resmi tapusu bulunmayan konut satışları yapılmaktadır. Bu durumlarda; konutun tapusu bulunmadığı için genel olarak satıcı ile konut alıcısı arasında ?gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi? yapılmaktadır?? Dolandırıcılığın Önüne Geçebilmek için önerilerde bulunan Topcu, ??Konut satış vaadi sözleşmeleri bir ön sözleşme niteliğinde olup; taşınmaz mülkiyetini doğrudan doğruya sağlamaz.Konut satış vaadi sözleşmesi ile konutun mülkiyeti doğrudan doğruya alıcıya geçmemektedir. Bu sözleşme konut tüketicisine, konutu satmayı vaat edeni, konutu kendi adına tapuda tescil, devir etmeye zorlama hakkı vermektedir. Konutların satışı; tapu müdürlüklerinde yapılır. Noterlik huzurunda yapılan ?satış? işlemleri de ?satış vaadi? niteliğindedir. Konut satış vaadi sözleşmesi ile satıcı; tapu müdürlüğündeki asıl satış aktini yapmayı üstlenmektedir. Konut satış vaadi sözleşmelerinin noter huzurunda yapılması zorunludur.Konut satış vaadi sözleşmesi; noter huzurunda yapıldığı takdirde hukuksal sonuç doğurmaktadır. Borçlar Kanunu 213 maddesi ve Noterlik Kanunu hükümleri çerçevesinde; resmi bir merci huzurunda yapılmayan, sadece taraflar arasında yapılan ?satış vaadi sözleşmesi? hukuken sonuç doğurmamaktadır. Noter huzurunda yapılmayan bu tür sözleşmelerde, şahit bulundurulması da sözleşmeye geçerlilik kazandırmamaktadır??  diye konuştu. SÖZLEŞMELER GEREKEN KRİTERLERİ TAŞIYOR MU? Sözleşmenin kriterlerine değinen Topcu, ??Konut satış vaadi sözleşmesi açık-kesin olarak belirli olan bir taşınmazı içermelidir.Satıcı ile konut tüketicisi arasında imzalanan konut satış vaadi sözleşmesi içeriğinde konutun;yeri, konumu, adası, parseli, daire numarası belirli ve açık olmalıdır. Uyuşmazlığa konu olan birçok benzer davada Yüksek Mahkeme; sözleşmenin konu yönünden belirsiz olması halinde, sözleşmenin geçersiz olduğuna karar vermiştir. Bu nedenle, konut satış vaadi sözleşmesi ile konut satın alacak kişilerin; sözleşme içeriğinde konutun özelliklerini açık seçik ve net olarak belirtmeleri gerekmektedir. Konut satış vaadinde bulunan satıcının konutun maliki olması zorunluluğu yoktur.Ülkemizde konut satış vaadi sözleşmeleri ile ilgili uyuşmazlıkların ve kafa karışıklarının çoğu bu madde başlığından ortaya çıkmaktadır. Türk hukukunda, konut satışını ancak tapuda kayıt maliki olan şahıs yapabilmektedir.Tapuda kayıt maliki olmayan kişinin satışı gerçekleştirebilmesi mümkün değildir. Ancak; konut satış vaadi sözleşmesi bakımından ise satıcının kayıt maliki olma zorunluluğu bulunmamaktadır. Konut satış vaadinde bulunan hukuk sistemimiz böyle bir taahhütte bulunulmasına imkan tanımaktadır. Kamuoyuna yansıyan bir çok ?dolandırılma? iddiası ve ?konut skandalı? bu ince ayrıntının bilinmemesi nedeni ile ortaya çıkmaktadır?? dedi.   YÜZLERCE EV SAHİBİ MAĞDUR   Erzurum?da yüzlerce ev sahibinin mağdur olduğunu belirten Topcu, sözlerini şöyle sürdürdü: ?? Satış vaadi sözleşmesi, alıcıya, tahliye ve müdahalenin önlenmesi davalarını açma hakkı vermez. Türk Medeni Kanunu ve Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun uyarınca, tapu kayıt maliki olmak ?tahliye? ve ?müdahalenin önlenmesi? davası açmak için zorunlu koşuldur. Bu nedenle, konut satış vaadi sözleşmesi ile konutu edinen alıcının, tapuda kayıt maliki olmadığı için, konuttaki kiracı veya işgalci aleyhine ?tahliye? veya ?müdahalenin önlenmesi? davası açamayacaktır. Davaların açılması halinde dava reddedilecektir. Bu gün bu konuda Erzurum da bir çok kişi taşınmazın devrini almadan sadece satış vaadi sözleşmesi yaptıkları için tapularını alamamaktadırlar. Mütahit kötü niyetli olursa tüketicinin hukuken yapabileceği pek fazla bir şey kalmamaktadır. Zira, mütahitin SGK ya , vergi dairelerine veya üçüncü kişilere olan borcunu ödemediklerinde kat mülkiyetine geçilememekte ve tapusunu alamadığı için, bu durum en çok tüketiciyi etkilemektedir.Böyle bir durumla karşı karşıya gelmemek için vatandaşlarımızın en azından kat irtifakı tapusu alınmış olan yada en garantilisi olarak kat mülkiyetine geçen dairelerin satın alınmasını tercih etmeleri gerekmektedir??


Orjinal Habere Git
— HABER SONU —
4745585657