Tarih: 17.05.2014 18:19

OCAKTA CAN VEREN BEDENLERE

Facebook Twitter Linked-in

Can veren bedenler düştü aklıma,

Medet diye el açıp yalvaralım ah,

Her ahı duyan elbette Allah,

Elbisesinden ziftler akanım ah.

 

Maden Ocağına girip, ışığı görmez,

Karalara bürünüp, beyazı bilmez.

Parfümü alıpta üstüne sürmez,

Üzerinden kömür kokanım Ah.

 

Çantasında yarım ekmek götürmüş,

Yerin dibinde yemiş bitirmiş,

Eşi ile yavrusunu evde bırakmış,

Çizmeleri ile kömür kazanım Ah.

 

Fakir hanesine ekmek alacak,

Çoluk çocuğuna göğüs gerecek,

Maden ocağında gazdan ölecek,

Gündüzleri bile ışık görmeyenim Ah,

 

Yuva kurmuş sefa sürmeyi görmez,

Boynuna kravat takmayı bilmez,

Çalma saat almış kolunda durmaz,

Siren sesi ile ışığa çıkanım Ah.

 

Bu dert Somayı yakar bitirir.

Kaç gündür ölümler ocak söndürür.

Şimdi belki de Cennette oturur.

Dumanlı Ocakta ölenim Ah.

 

Bizler elbette ki imanın şartlarından birisi olan kaza  ve kadere iman etmiş insanlarız.

Ancak hepimizde biliyoruz ki tedbirler alınmadan takdire bırakmak yanlıştır.

Derslerine çalışmadan sınava giren öğrencinin sınav sonucunun başarısızlıkla sonuçlanmasını takdire bağlamak ne kadar yanlış ise bir iş yerinde tedbirleri almayıp insanların ölmesinide takdire bağlamak elbette yanlıştır.

Elbetteki yaratılan her kula Rabbimiz bir ömür süresi vermiştir.

Bu takdir edilen ömür süresi de ne uzar, nede kısalır.

Rabbimin verdiği süre dolduğunda da elbetteki hayatımız son bulacaktır.

Hayatların son bulma sebeplerine baktığımızda da hastalık, kaza ve benzeri sebepler  var olmaktadır.

Rabbimiz Azrail Aleyhisselama insanların canını alma görevin verince .

Azrail Aleyhisselam endişeye kapılarak,

Ya Rab!

Kulların bana küsmeyecek mi?

Rabbimiz buyurdu ki; Ben ölümlere perdeler koyacağım.Bana sen perde olacaksın, sana da hastalıklar, kazalar, musibetler perde olacak.

Çoğu insanlar sebepleri görecek,onlarda kalacaklar, ilk anda senden bilmeyecekler buyurdu.

Tabi bizler bu sebeplerin veya insan oğlunun başına gelen olayların hayırmı yoksa şermi olduğunuda faniler olarak idrak edemiyoruz.

İdrak edebilmek içinde Kuran-ı Kerimi iyi anlamamız lazımdır.

Kur'an bizlere yol gösterirken, kıssadan hisselere çok önem verir, çünkü bu yol ve yöntemle verilmek istenen ders çok daha iyi anlatılır. 

 

Bu kıssaları bir masal gibi dinlerde, ne anlatmak istediğini düşünmezsek, bizlere hiçbir faydası olmaz.

 

İşte bu kıssalardan Kehf suresi 65 ve 82. ayetlerde anlatılan  Hz. Mûsâ ile Hızır'ın (a.s.)  kıssasından acaba bizler nasıl bir hisse çıkartmalıyız, gelin birlikte düşünelim.

 

Bu kıssada Hızır'ın (a.s.) Hz. Musa'ya bildirdiği gayb haberleri anlatılır.

 

Bu kıssa nicelik ve niteliğin, zahir ve batının, bilgi ve hikmetin mahiyetini ele alır.

 

Rabbim buyurdu ki;

65- Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.

66- Musa ona dedi ki: "Doğru yol olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?"

67- Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin."

68- "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?"

69- "İnşaAllah, beni sabreden bulacaksın. Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi.

70- Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiçbir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar."

71- Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu deliverdi. Dedi ki: "İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın."

72- Dedi ki: "Gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?"

73- "Beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama ve bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma" dedi.

74- Böylece ikisi yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın."

75- Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?"

76- "Bundan sonra sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme. Benden yana bir özre ulaşmış olursun" dedi.

77- Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat onları konuklamaktan kaçındı. Onda yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin."

78- Dedi ki: "İşte bu, benimle senin aranda ayrılmamız. Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.

79- "Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı."

80- "Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk."

81- Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik."

82- "Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu."

İşte bu ayet meallerinden de anlaşılacağı üzere Rabbim açıkça sizlerin şer olarak gördüklerinizde hayır, hayır gördüklerinizde de şer vardır.

Buyurmaktadır.

O yüzden bizler için Somada faciada hayatını kaybeden kardeşlerimizin ölümü şer görünsede belki de onlar şehadet şerbetini içerek ruhunu Rahmana teslim edip, şimdi Cennette Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ile beraberdirler.

Bunu bilemiyoruz.

O yüzden yaşanan acı karşısında sabretmekten ve sabrı tavsiye etmekten başka çaremiz yoktur.

Rabbim ölenlere Rahmet eylesin.

Geride kalanlara sabırlar versin.

Rabbim ülkemize ve milletimize bir daha  böyle acılar yaşatmasın.

 (NOT; Makalemizin başında kaleme aldığımız dörtlükler Rahmetli Aşık Reyhani ustanı Ah Anadolum Ah deyişinden esinlenerek yazılmıştır.)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —
4745585657